Poster Doğum tarihi : 24 Kasım 1954
Doğum yeri : Sarajevo, Bosna-Hersek

Biyografi Özeti:
24 Kasım 1954 yılında Yugoslavya'da, Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da, laik Müslüman bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Murat Kusturica, Saraybosna Enformasyon Bakanlığı'nda görevli bir gazeteci, annesi Senka Numankadić, mahkeme katibi idi. 2005 yılında babası hayatta değilken verdiği bir röportajda babasının kendisini Sırp kabul ettiğini ve ateist...Tam Metin için tıklayın...

24 Kasım 1954 yılında Yugoslavya'da, Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da, laik Müslüman bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Murat Kusturica, Saraybosna Enformasyon Bakanlığı'nda görevli bir gazeteci, annesi Senka Numankadić, mahkeme katibi idi. 2005 yılında babası hayatta değilken verdiği bir röportajda babasının kendisini Sırp kabul ettiğini ve ateist olduğunu söyledi.

Sinema eğitimini Çekoslovakya'da Prag sinema okulunda (FAMU) tamamladı. 1973'ten başlayarak önce kısa filmler, sonra Saraybosna televizyonu için televizyon filmleri çekti. İlk filmi olan 1981 yapımı "Dolly Bell'i Hatırlıyor musun?" ile büyük başarı elde etti. Venedik Film Festivali'nde En İyi İlk Film Altın Aslan'ını alan bu filmden sonra Kusturica'nın neredeyse her filmi bir ödül aldı. İkinci filmi olan Babam İş Gezisinde (1985) Cannes Şenliği'nde bir Altın Palmiye ile ödüllendirildi. Üçüncü filmi, 1989 yılında çevirdiği Çingeneler Zamanı ise Kusturica'nın uluslararası ününe ün kattı ve ona Cannes Şenliği en iyi yönetmen ödülünü kazandırdı.

Kusturica daha sonra, yanına değişmez görüntü yönetmeni Vilco Filac'ı ve bestecisi Goran Bregovic'i de alarak Amerika'ya gitti. Orada çektiği "Arizona Dream / Amerikan Rüyası" (1993), yönetmenin herhangi bir festivalden büyük ödülle dönemeyen ilk filmi olsa da, 1993 Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı'yı ve Özel Jüri Ödülü'nü almayı başardı. Filmin uyandırdığı duygular, yine çoğunlukla hayranlık oldu. Bu çok özel film, çevrildiği ülke Amerika'da gösterime bile giremezken, Avrupa'da büyük ilgi gördü ve geniş bir seyirci kitlesine ulaşabildi.

1995 yapımı "Underground / Yeraltı", Cannes Şenliği'nde bir bomba gibi patladı ve Kusturica'ya ikinci Altın Palmiye'sini kazandırdı. 1998 yapımı "Black Cat White Cat / Kara Kedi Ak Kedi" ise aynı yıl Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan'ı aldı.

Çağımızın en büyük görüntü yaratıcılarından biri, hatta kendi kuşağı içinde birincisi olan Kusturica, sinemasal görüntü denen ve artık en iyi, en etkili örneklerinin geçmişte kaldığı düşünülen bir alanda, son derece zengin ve etkileyici bir görsellik yaratarak büyük başarı kazandı. Genellikle çingenelerin yaşamını konu alan filmlerinde hiçbir oyunculuk deneyimi olmayan çingenelere önemli roller vermesiyle de ilgi çekti. Onların renkli yaşamını ve özgürlüğünü filmlerine büyük bir başarıyla, bazen traji-komik olaylarla yansıttı. 1988 yılında Columbia Üniversitesi'nde yönetmenlik dersleri vermeye başlayan Kusturica, bir süre "Zabranjeno Pusenje" ya da diğer adıyla "Emir Kusturica & No Smoking Orchestra" adlı grupta bas gitar çaldı. 2001 yılında çektiği "Super 8 Stories / Süper 8 Öykü" adlı belgesel film, bu orkestrayı konu alıyordu.

Kusturica, yalnızca filmleriyle değil ilginç eylemleriyle de gündeme geldi. Ünlü yönetmen, 1993 yılında Sırbistan'ın aşırı milliyetçi lideri Vojislav Seselj'i düelloya davet etti - Belgrad'ın merkezinde, güneşin tam tepede olduğu saatte, Seselj'in seçtiği bir silahla. Seselj, Kusturica'nın bu davetini "bir sanatçının ölümüne neden olmakla suçlanmak istemediği" mazeretini ortaya atarak duelloyu reddetti. Kusturica, 1995 yılında da Belgrad Uluslararası Film Festivali'nde Yeni Sırbistan Hakları Hareketinin lideri Nebojsa Pajkic'i yumruklayarak yere devirdi.

Film çalışmalarına halen devam eden Kusturica, 2002 yılında bitmesi planlanan "The Nose / Burun" adlı yeni bir çingene filmi üzerinde çalıştı.

2001'de belgesel film yapmaya başladı. 1986’dan beri gitar çaldığı çingene tekno-rock grubu 'No Smoking' orkestrasının turlarında yaşadıklarını anlattığı Super 8 Stories / Süper 8 Hikayeleri ile Chicago Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Belgesel Film' dalında 'Gümüş Plaket' kazandı.

Life is a Miracle / Bir Mucizedir Yaşamak (2004) ise Cannes Film Festivali'nin yarışma filmleri arasında yer aldı.